Zirve Programında Sağlık Turizminin Geleceğini Konuştuk

Zirve Programında Sağlık Turizminin Geleceğini Konuştuk: Behlül Ünver ile Yol Haritası

Alanya Sağlık Turizmi Derneği olarak, sağlık turizmi alanında sektörel iş birliğine büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda, son derece değerli bir yayına konuk olduk.

Derneğimizin Başkan Yardımcısı Sayın Ahmet Girgin ve USHAŞ Genel Müdürü Sayın Behlül Ünver, sağlık turizmi sektörünün nabzını tutan Emre Beşkardeş’in moderatörlüğünde YouTube’da yayınlanan “Zirve” programına* konuk oldu. Antalya Kanal V stüdyolarında gerçekleşen bu özel programda, sektörümüz açısından hayati öneme sahip konular masaya yatırıldı.

Behlül Ünver’e Sektör Adına Teşekkür

Öncelikle, USHAŞ Genel Müdürü Sayın Behlül Ünver’e, sektöre olan katkıları ve vizyoner bakış açısı için şükranlarımızı sunmak isteriz. Program boyunca sergilediği açıklık, çözüm odaklılık ve kamu-özel sektör iş birliğine verdiği önem, sağlık turizmi alanında güçlü bir gelecek inşa etme hedefimizi bir kez daha pekiştirdi.
Behlül Bey’in, hem kurumunu temsilen hem de devlet aklını yansıtan bir perspektifle yaptığı değerlendirmeler, sadece bugünü değil, yarının sağlık turizmini de şekillendirme potansiyeli taşıyor. Kendisinin samimi ve vizyoner yaklaşımı, derneğimiz ve sektör paydaşları için oldukça ilham vericiydi.

Programda Ele Alınan Başlıca Konular

Yeni Yönetmelik – 26 Nisan 2025
Yayınlandığı günden bu yana sektörde geniş yankı uyandıran “Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik” enine boyuna değerlendirildi. Yönetmeliğin getirdiği yenilikler, sektörel uyum süreci ve özellikle bağımsız ofis zorunluluğunun kaldırılması gibi başlıklar detaylı şekilde ele alındı.

USHAŞ’ın Yeni Stratejik Rolü
Behlül Ünver, USHAŞ’ın yeni dönemde sadece bir uygulayıcı kurum değil; sektörün stratejik yol haritasını çizen, kamu-özel sektörün köprüsünü kuran bir aktör olarak rol alacağını vurguladı. Bu vizyon, derneğimizin de hedefleriyle birebir örtüşmektedir.

Health Türkiye Sistemi
Sistemin yeniden yapılandırılması, kurumsal görünürlük, hasta güvenliği ve dijitalleşme ekseninde büyük önem taşıyan Health Türkiye platformu, gelecekte Türkiye’nin uluslararası hasta trafiğindeki merkezî rolünü pekiştirecek bir araç olarak değerlendirildi.

Reklam Düzenlemeleri ve A Sınıfı Acentalar
Tanıtım faaliyetleri, sektörün global pazardaki varlığını belirleyen en kritik unsurlardan biri. Bu doğrultuda yeni reklam düzenlemeleri ve TÜRSAB A sınıfı acentaların rolü detaylandırıldı. Yeni yapının, profesyonelleşmeyi zorunlu kıldığı ve rekabet gücünü artıracağı ortak görüş olarak ortaya kondu.

Ortak Akılla Geleceği İnşa Etmek
Alanya Sağlık Turizmi Derneği olarak bizler, Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelinin küresel ölçekte hak ettiği yere ulaşması için çalışıyoruz. Bu süreçte, USHAŞ gibi kamu kurumlarının rehberliği ve iş birliği, bizler için kıymetli bir yol gösterici niteliğindedir.

Söz konusu programda ortaya koyulan diyalog ve vizyon, sektörümüzün geleceği açısından umut verici bir örnek teşkil etmektedir. Sivil toplumun dinamizmi ile kamunun stratejik gücünü birleştiren bu tarz yayınların çoğalması, kolektif ilerleme için büyük bir fırsattır.

Program kaydına ulaşmak için: YouTube Linki için tıklayınız.

Alanya Sağlık Turizmi Derneği olarak;
Sektör için, hep birlikte, daha güçlü bir gelecek inşa ediyoruz.

Alanya’nın Sağlık Turizminde Dünü, Bugünü ve Yarını

Alanya’nın Sağlık Turizminde Dünü, Bugünü ve Yarını

Alanya, eşsiz doğası, tarihi mirası, ılıman iklimi ve misafirperver insanlarıyla Türkiye’nin turizmdeki incisi olmayı her zaman başarmıştır. Geniş konaklama yelpazesiyle aile pansiyonlarından beş yıldızlı otellere kadar  her kesime hitap eden Alanya, bugün yalnızca bir tatil şehri değil, aynı zamanda bir sağlık turizmi merkezi olarak da öne çıkmaktadır.

 

Turist Sağlığından Sağlık Turizmine Uzanan Süreç

Turizm hareketliliği beraberinde bazı sağlık risklerini de getirir. Tatil sırasında yaşanabilecek ani rahatsızlıklar, “turistin sağlığı” kavramını doğurmuş; Alanya ise bu konuda Türkiye’de örnek bir model haline gelmiştir.

Kentimiz, yarım asrı aşan tecrübesiyle özel ve kamu sağlık kurumlarının güçlü iş birliği sayesinde yabancı misafirlere hızlı, kaliteli ve güvenilir sağlık hizmeti sunmayı başarmıştır.

Bu deneyim, zamanla sağlık turizminin altyapısını oluşturmuş ve Alanya’yı yalnızca turizm değil, “sağlıklı yaşam destinasyonu” kimliğine taşımıştır.

Dental Turizm: Alanya’nın Sağlık Turizmindeki İlk Adımı

Alanya’daki sağlık turizminin kökleri, burada mülk edinmiş ve kenti ikinci evi haline getirmiş yaklaşık 42 bin yerleşik yabancıya uzanır.

Bu kişiler, özellikle dental turizm alanında kaliteli ve uygun fiyatlı ağız-diş sağlığı hizmeti aldıklarında, çevrelerine güvenle tavsiyede bulunmuşlardır.

Böylece Alanya, doğal bir referans zinciriyle Avrupa’nın sayılı dental turizm merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Bugün Alanya’daki diş klinikleri, sadece turistlere değil, yerleşik yabancılara ve onların ülkelerinden gelen misafirlerine de implant, estetik diş hekimliği, zirkonyum ve diş beyazlatma gibi ileri hizmetleri başarıyla sunmaktadır.

Medikal Estetik, Dolgu ve Botoksta Alanya Parlıyor

Son yıllarda Alanya, medikal estetik alanında da dikkat çekici bir ivme kazanmıştır. Özellikle mezoterapi, dolgu ve botoks uygulamalarında uzmanlaşan Alanya’daki klinikler, hem kalite hem fiyat avantajıyla uluslararası hastaların tercihidir.

Yerleşik yabancılar ve kısa süreli tatil için gelen turistler, Alanya botoks klinikleri, mezoterapi merkezleri ve estetik tıp uygulamaları konusunda yüksek memnuniyet oranlarıyla öne çıkmaktadır.

Sağlık Bakanlığı denetimleriyle güçlenen standartlar, Alanya’yı güvenli medikal estetik destinasyonu haline getirmiştir.

Bugün şehirdeki hekimler; botoks, dolgu, PRP, mezoterapi, yüz gençleştirme ve cilt yenileme uygulamalarında Avrupa standartlarında hizmet sunmaktadır.

Alanya Mezoterapi ve Dolgu Uygulamalarında Avrupa Standartlarını Yakalamıştır

Alanya’da hizmet veren mezoterapi merkezleri, son teknoloji cihazlarla hem yerli hem yabancı hastalara doğal ve kalıcı sonuçlar sunmaktadır.

Dolgu ve botoks uygulamalarında kullanılan medikal malzemeler tamamen Sağlık Bakanlığı onaylıdır. Şehrimizdeki kliniklerin pek çoğu uluslararası akreditasyon süreçlerini tamamlamış olup, Avrupa’nın önde gelen medikal estetik zincirleriyle aynı kalite seviyesinde hizmet vermektedir.

Longevity ve Sağlıklı Yaşam Kampları: Alanya’nın Gelecek Vizyonu

Alanya, sadece tedavi değil, önleyici sağlık ve sağlıklı yaşam turizmi açısından da güçlü bir geleceğe sahiptir.

Önümüzdeki yıllarda, longevity (uzun yaşam), detoks, nefes terapisi, sigarayı bırakma, sağlıklı yaşam kampları ve spa-wellness konseptleriyle birleşen butik otelcilik modellerinin hızla artacağı öngörülmektedir.

Alanya’nın doğası, iklimi, deniz ve orman dengesi; “tatilde yenilenme ve sağlıklı yaşam” arayan dünya turistlerinin beklentilerini mükemmel şekilde karşılamaktadır.

Türkiye’nin Sağlık Turizminde Küresel Gücü:

TÜRKİYE’NİN SAĞLIK TURİZMİNDE KÜRESEL GÜCÜ 

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü iş birliğiyle düzenlenen Uluslararası Sağlık ve Spor Turizmi Kongresi, Türkiye’nin sağlık ve spor turizmi alanındaki akademik birikimini, sektör tecrübesini ve kamusal vizyonunu aynı platformda buluşturan önemli bir organizasyondur. Bu yıl da devlet kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin yoğun katılımıyla yapılacak kongre; sağlık turizmi ekosisteminin bilimsel, ekonomik ve yönetsel boyutlarının ortak bir vizyon etrafında şekillenmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Türkiye bugün sağlık ve spor turizmi alanında yalnızca hizmet sunan bir ülke olmaktan çıkmış; küresel ölçekte standartları belirleyen, medikal hizmet kalitesiyle uluslararası güven kazanan ve sağlık turizmi pazarında yön belirleyen güçlü bir aktör haline gelmiştir. Ülkemiz, dünyada sağlık turizminin her segmentini aynı anda üretebilen ve pazarlayabilen ender ülkelerden biridir. Radikal cerrahiler, onkolojik vakalar, organ transplantasyonları gibi ileri düzeydeki tıbbi işlemlerle “medikal mükemmeliyet” kimliğini pekiştirirken; saç ekimi, estetik cerrahi, dental turizm, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi bireysel tercihlere dayalı uygulamalar da hizmet çeşitliliğini tamamlamaktadır. Bu zenginlik, Türkiye’yi sadece bir sağlık destinasyonu değil, aynı zamanda güvenin, kalitenin ve sürdürülebilirliğin merkezi haline getirmiştir.

Coğrafi konumu, ulaşım kolaylığı, iklim koşulları ve modern sağlık altyapısına sahip olması sayesinde Türkiye, dünya genelinde sağlık ve turizmi bütünleştiren öncü ülkeler arasında yer alıyor. Bu avantajlar, son yıllarda ivme kazanan yeni eğilimlerle birleştiğinde; sağlık otelciliği, uzun ve sağlıklı yaşam (long-vity) konseptleri, detoks ve sağlıklı yaşam programları, senatoryum merkezleri gibi modeller ortaya çıkıyor. Bu yeni sağlık turizmi anlayışı, tedaviyi bir deneyim haline dönüştürürken bireylere hem fiziksel hem ruhsal iyileşme imkânı sunmaktadır.

Ayrıca Türkiye, termal kaynak zenginliği bakımından da dünyanın önde gelen ülkelerindendir. Kaplıca ve spa merkezlerinin medikal turizmle entegre edilmesi, ülkemizi hem tedavi hem yenilenme odaklı turizmde farklı bir konuma taşımıştır. Bununla birlikte, 65 yaş üstü bireylere yönelik geriatri turizmi ve engelli dostu turizm alanlarında geliştirilen uygulamalar, Türkiye’nin sağlık turizmini yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumsal kapsayıcılığın bir göstergesi haline getirmektedir.

Bu kapsamlı organizasyonda Alanya Sağlık Turizmi Derneği olarak da yer alıyoruz. Derneğimizin Başkan Yardımcısı Ahmet Girgin, kongrede “Sağlık Yönetiminde Yenilikçi Yaklaşımlar” oturumunda, “Sağlık Turizmi Yönetiminde Global Perspektif: Trendleri Anlamak ve Uygulamak” başlıklı bir sunum gerçekleştirecektir. Sunumda dünya sağlık turizmi pazarındaki güncel eğilimler, rekabet dinamikleri ve Türkiye’nin küresel ölçekteki konumunu güçlendirecek politikalar ele alınacaktır. Özellikle dijitalleşme, sürdürülebilirlik, uluslararası akreditasyon ve hizmet ihracatı gibi konulara odaklanılacaktır.

Sağlık turizmi günümüzde sadece ekonomik bir alan değil; diplomasi, kamu sağlığı, ulusal marka yönetimi ve kültürel etkileşimi de kapsayan çok boyutlu bir stratejik sektördür. Türkiye’nin son yıllarda sağlık altyapısına yaptığı yatırımlar, devlet-özel sektör iş birlikleri, kalite standartlarının yükseltilmesi ve kamu destekli teşvik modelleriyle birlikte, ülkemiz sağlık turizmi alanında uluslararası güveni tesis etmiş durumdadır.

Bu kongre, tüm bu sürecin bilimsel, yönetsel ve stratejik zeminini güçlendiren bir buluşmadır. Akademisyenlerin, sektör temsilcilerinin ve kamu otoritelerinin aynı masada fikir üretmeleri; sağlık turizminin geleceğine yön verecek yol haritalarının ortak akılla belirlenmesini sağlayacaktır. Bu bağlamda, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil ve Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Başkanı Dr. Fatih Seyran’a ve tüm emeği geçen paydaşlara içtenlikle teşekkür ediyoruz. Ülkemizin sağlık turizmi alanındaki uluslararası saygınlığını artıracak, bilimsel düşünceyi ve iş birliğini teşvik edecek bu tür organizasyonların artarak devam etmesini gönülden temenni ediyoruz. Alanya Sağlık Turizmi Derneği olarak, ülkemizin sağlık turizminde sürdürülebilir büyümesini destekleyen her platformda aktif rol almaktan gurur duyuyoruz.

Alanya Sağlık Turizmi Derneği’nden Ortak Geleceğe Destek

ALANYA SAĞLIK TURİZMİ DERNEĞİ’NDEN ORTAK GELECEĞE DESTEK

 

16 Ekim 2025 tarihinde Alanya Doğanay Otel’in konferans salonunda gerçekleştirilen Alanya Turizm Master Planı Çalıştayı, kentin geleceği açısından tarihi bir adım oldu. Alanya bölgesinin tüm turizm çeşitliliğini masaya yatıran bu çalıştay, Alanya’nın sahip olduğu potansiyeli daha planlı, katılımcı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürme hedefiyle büyük bir heyecan içinde başladı. Sekiz ay sürecek bu uzun soluklu süreç, Alanya Tanıtım Vakfı (ALTAV) koordinasyonunda; Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, Alanya Üniversitesi, Alanya Kaymakamlığı, Alanya Belediyesi, Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO), Alanya Turistik İşletmeciler Derneği ALTİD, TÜRSAB ve birçok sivil toplum kuruluşunun desteğiyle yürütülüyor.

Bu çalıştay, yalnızca bir toplantı değil, Alanya’nın geleceğini şekillendiren bir ortak vizyon hareketi oldu. Eğlence, spor, deniz turizmi, yamaç paraşütü, kayak pistleri, ulaşım, sağlık ve wellness gibi onlarca farklı sektörden temsilcinin katılımıyla, turizmin bütün bileşenleri aynı masa etrafında bir araya geldi. Her biri kendi alanında deneyim sahibi olan katılımcılar, saatler süren oturumlarda turizmin geleceğine dair görüşlerini, çözüm önerilerini ve gelecek vizyonlarını paylaştı. Bu güçlü katılım, Alanya’nın ne kadar olgun bir turizm kültürüne sahip olduğunun ve yerel paydaşların artık birlikte üretmeye ne kadar istekli olduklarının da açık göstergesiydi.

Toplantının bilimsel koordinasyonunu Turizm Akademisyenleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Muharrem Tuna yürüttü. Akademik derinliği, saha tecrübesiyle buluşturan bu yapının içinde ALKÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burçin Cevdet Çetinsöz ve ALTAV proje koordinatörü Alper Gencelli de yer aldı. Akademisyenler, bürokratlar ve sektör temsilcileri bir araya gelerek Alanya’nın turizm kimliğini sadece geçmiş başarılarla değil, geleceğin trendleriyle yeniden tanımladı. Çalışmanın en önemli yanı ise hiçbir katılımcının “zorunlulukla” değil, gönüllülükle orada bulunmasıydı. Bu ruh, Alanya’nın tüm paydaşlarının artık rekabetten çok birlikte gelişim anlayışıyla hareket ettiğini gösterdi.

Alanya Sağlık Turizmi Derneği olarak da bu sürecin içerisinde aktif olarak yer aldık. Başkanımız Dr. Tevfik Yazan ve yönetim kurulu üyelerimizin de yoğun katılım gösterdiği sağlık turizmi masasında yer alarak, bölgenin sağlık turizmi potansiyeline ilişkin fikirlerimizi, sektörel deneyimlerimizi ve geleceğe dair beklentilerimizi masaya yatırdık.

Bugün Alanya’nın sağlık turizmi noktasında öncü bir destinasyon olduğunu; başta dental turizm ve estetik turizmi ile birlikte, gelecek dönemde sağlık otelleri, sağlıklı yaşam merkezleri, engelli ve geriatri turizmine de öncülük edeceğini düşünüyoruz. Artık küresel rekabette her geçen gün yeni rakiplerin ortaya çıktığı bir dönemde, dünyaya mal olmuş Alanya kentinin sağlık turizminde de genel kitle turizmiyle entegre edilerek bu güçlü paydaşlarla öncü bir model oluşturacağına inancımız tamdır.

Türkiye’nin sağlık turizminde son on yılda gösterdiği yükseliş, Alanya’da çok daha erken başlamış bir hikâyeye dayanıyor. Yaklaşık otuz beş yıl önce bölgeye yerleşen Batı Avrupalı ve İskandinav ziyaretçiler, ilk sağlık hizmetlerini burada almış; aldıkları kaliteli hizmeti yakın çevrelerine anlatarak aslında Türkiye’de sağlık turizminin temellerini Alanya’da atmışlardır. Bugün geldiğimiz noktada Alanya, geçmişte olduğu gibi bir kez daha öncülük yapıyor; ama bu kez bilimsel, planlı ve sürdürülebilir bir sistem kurarak yapıyor.

Sağlık turizmi masasındaki tartışmalar, yalnızca mevcut sorunlara değil, geleceğin fırsatlarına odaklandı. Kamu ve özel sektörün aynı amaçta buluşması, sağlık turizmi STK’larının ortak hareket etmesi, sağlık hizmeti ihracatçılarının kümelenme modeliyle daha güçlü bir yapı oluşturması gibi somut başlıklar, ortak hedefler olarak belirlendi. Aynı zamanda, Ticaret Bakanlığı’nın HİSER gibi projeleriyle entegre çalışabilecek bir destinasyon stratejisi oluşturulması, Alanya’nın küresel sağlık turizmi pazarında daha güçlü konumlanması açısından önem taşıyor.

Alanya’nın iki uluslararası havaalanı arasında yer alması, güçlü sağlık altyapısı ve yabancı hastalarla yıllara dayanan güven ilişkisi, bölgeyi Türkiye’nin en avantajlı sağlık destinasyonlarından biri haline getiriyor. Önümüzdeki dönemde bölgede sağlık otelleri, sağlıklı yaşam merkezleri, geriatri ve yaşlı bakım tesisleri ile engelli turizmine yönelik yatırımların artacağı öngörülüyor. Bu yatırımlar, sadece ekonomik katkı değil, Alanya’nın “sağlıklı yaşam kenti” kimliğini güçlendiren sosyal bir dönüşümün de parçası olacak.

Bu vizyoner çalışmada emeği geçen herkese gönülden teşekkür ederiz. Başta Turizm Akademisyenleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Muharrem Tuna, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burçin Cevdet Çetinsöz, bu master planının hayata geçirilmesinde yoğun emeği bulunan ve koordinatörlük görevini üstlenen ALTAV Yönetim Kurulu Üyesi Alper Gencelli, ayrıca sağlık turizmi kümelenme çalışmalarına katkı sağlayan Dr. Öğr. Üyesi Vildan Yılmaz’a, Alanya Turistik İşletmeciler Derneği ALTİD’e içten teşekkürlerimizi sunarız.

Alanya’nın geleneksel olarak her ortak hedefte sergilediği birliktelik ve sinerji bu çalışmada da en güçlü şekilde hissedilmiştir. Alanya Kaymakamlığı, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, Alanya Üniversitesi, Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO), Alanya Belediyesi ve ALTAV başta olmak üzere tüm kurumlarımızın katkıları, bu kentin en büyük gücünün dayanışma ve ortak akıl olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Alanya Sağlık Turizmi Derneği olarak, bölgesel kalkınmaya hizmet eden bu kıymetli iş birliğinin parçası olmaktan büyük memnuniyet duyuyor; turizmin tüm paydaşlarını ortak bir hedefte buluşturan bu planlı sürecin, Alanya’nın geleceğine yön verecek güçlü bir model oluşturacağına inanıyoruz.

Bugün Alanya’da başlayan bu planlı dönüşüm, yarın ülkemizin turizm haritasında yeni bir dönemi başlatacaktır. Ve biz, bu dönemin içinde yer almaktan gurur duyuyoruz.

Sağlıkta Sınırlar Yeniden Çizildi: Torba Yasayla Yapılan Önemli Değişiklikler Nelerdir?

SAĞLIKTA SINIRLAR YENİDEN ÇİZİLDİ:TORBA YASAYLA YAPILAN ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİKLER NELERDİR?

Sağlık sektörünün hizmet sunum biçiminden dijitalleşme adımlarına, hekimlerin çalışma haklarından özel sağlık kuruluşlarının tanıtım sınırlarına kadar birçok alanda değişiklik getiren 21 Temmuz 2025 tarihli torba yasa, sektörde bir yeniden yapılanma sürecini başlatmış durumda. Özellikle sağlık turizmiyle iç içe çalışan kuruluşları, bu değişiklikleri sadece birer yasal madde olarak değil, aynı zamanda hizmet modellerini etkileyen stratejik başlıklar olarak görmesi gerekiyor.

Hekimlere En Fazla İki Özel Kurumda Çalışma Hakkı

Yasanın en çok dikkat çeken düzenlemelerinden biri, 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 12. maddesinde yapılan değişiklikle geldi. Daha önce “birden fazla” yerde çalışabilen tabipler için artık “en fazla iki” özel sağlık kuruluşunda çalışma hakkı tanımlandı. Aynı düzenlemede yapılan eklemeyle birlikte, kamu sözleşmesi olsun olmasın, tabipler ile diş tabipleri ve uzmanlar özel sağlık kuruluşlarında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4/a maddesi kapsamında sigortalı olarak çalışabilecek. Bu durum, kayıt dışı istihdamın önüne geçilmesini hedeflerken; özellikle sağlık turizmine hizmet veren kuruluşların hekim istihdamında kurumsal ve denetlenebilir yapılar kurmasını zorunlu kılıyor. Klinikler açısından bakıldığında, kadro planlamalarında sigorta uyumuna dikkat etmek ve sözleşme sayılarını düzenlemek artık yalnızca tercih değil, yasal bir yükümlülük hâline geldi.

Tanıtım Faaliyetlerinde Yeni Sınırlar ve Dijital İçerik Kısıtlamaları

Tanıtım faaliyetlerine ilişkin getirilen sınırlandırmalar ise doğrudan sağlık hizmetlerinin dijital ortamlardaki görünürlüğünü ilgilendiriyor. 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 11. maddesine eklenen yeni fıkrayla birlikte, özel sağlık kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme sınırını aşan reklam niteliğindeki faaliyetleri açıkça yasaklandı. Yeni düzenlemeye göre bir sağlık kuruluşu yalnızca adresi, iletişim bilgileri, çalışma saatleri, hasta kabul ettiği uzmanlık dalları, kadrosundaki sağlık profesyonellerinin akademik ve mesleki unvanları ve koruyucu sağlık bilgileriyle sınırlı içerikler sunabilecek. Bu sınırları aşan, yanıltıcı ya da haksız rekabet yaratan faaliyetlerde bulunan kuruluşlara ise bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin %2’sine kadar, ancak en az yüz bin Türk lirası tutarında idari para cezası uygulanacak. Sağlık hizmetlerinin bir “ürün” gibi pazarlanmasının önüne geçmeyi amaçlayan bu madde, özellikle sosyal medya ve dijital reklam üzerinden hasta kazanımı sağlamaya çalışan sağlık turizmi aktörlerinin içerik stratejilerini gözden geçirmesini gerekli kılıyor.

Lisans ve Ruhsatlar İçin Ücretlendirme ve Açık Artırma Sistemi

Yatırım süreçlerini ilgilendiren en önemli değişiklik ise MADDE 57 ile birlikte yürürlüğe girdi. Artık Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlar tarafından verilen ruhsatlar, sertifikalar, permi belgeleri gibi dokümanlar için iki milyon Türk lirasını geçmemek üzere belirlenen tarifelere göre ücret alınabilecek. Ayrıca hastane açma veya belirli bir hizmeti verme hakkı sağlayan lisanslar açık artırma ile belirlenecek bedel karşılığında verilecek. Bu sistem, lisansların planlı şekilde dağıtılmasını sağlarken; sektöre girmek isteyen yatırımcıların mali planlamalarını daha öngörülebilir kılacak. Elde edilen lisans gelirlerinin %75’i, ülkemizin sağlık turizmini dünyaya tanıtmakla görevli olan Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (USHAŞ)’a aktarılacak.

Hasta Onam Süreçlerinin Dijitalleşmesi ve E-İmza Dönemi

Bir diğer dikkat çeken başlık ise hasta onam süreçlerinin dijital ortama taşınmasıyla ilgili. 1219 sayılı Kanun’un 70. maddesine eklenen yeni fıkra sayesinde, artık hasta muvafakatnameleri biyometrik yöntemlerle, mobil cihazlar ya da e-imza uygulamalarıyla elektronik ortamda alınabilecek. Bu yenilik, özellikle yurt dışı hastalarıyla ön görüşme yapan sağlık kuruluşlarının, onam belgelerini daha hızlı ve hukuka uygun şekilde dijitalleştirmesinin önünü açıyor. Bu sistemin usul ve esasları ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenecek. Düzenlemeye aykırı hareket eden sağlık kuruluşlarına 250 TL idari para cezası uygulanacak olması, tüm kuruluşların hasta iletişim süreçlerinde dijital uyumlarını artırmalarını zorunlu kılıyor.

Genel Değerlendirme

Yeni torba yasa ile getirilen düzenlemeler, sağlık turizmi sektörünü yalnızca yasal uyuma zorlamıyor; aynı zamanda sektörel kimliğini yeniden tanımlamaya itiyor. Bu değişikliklerin etkilerini yalnızca mevzuat açısından değil, hizmet stratejileri, hasta ilişkileri ve uluslararası rekabet gücü bağlamında ele almak gerekiyor.

Olumlu yönlerden bakıldığında, hekimin sigortalı ve kurumsal yapılar içinde çalışmasının zorunlu hale gelmesi, uluslararası hastalar için “güvenli hizmet” algısını pekiştirecek; denetimle desteklenen bu yapı, etik standartların yükselmesini sağlayacaktır. Ayrıca dijital onam sistemlerinin devreye girmesi, özellikle yurt dışı hastalarla yapılan ön görüşmelerde hız ve güvenlik açısından büyük bir avantaj sunacaktır.

Ancak bu reformlar, özellikle küçük ve orta ölçekli klinikler açısından bazı uyum süreçlerini beraberinde getirebilir. Hekim çalışma hakkının iki kurumla sınırlandırılması, özellikle doktor havuzunun sınırlı olduğu bölgelerde planlama konusunda dikkatli ve önleyici adımlar atılmasını gerektirebilir. Benzer şekilde, tanıtım faaliyetlerine getirilen sınırların dijital pazarlama alışkanlıklarını değiştireceği açıktır. Bu durum, yıllardır sosyal medya üzerinden hasta iletişimi kuran sağlık turizmi firmalarının stratejilerini yeniden şekillendirmesini zorunlu kılmakla birlikte, içerik üretiminde etik, bilgilendirici ve farkındalık odaklı yaklaşımların öne çıkmasına da zemin hazırlayabilir. Bu geçiş sürecinde hasta sayılarında kısa vadeli dalgalanmalar yaşanması mümkündür.

Lisansların ücretli ve açık artırma usulüyle verilmesi ise pazara yeni girecek yatırımcılar için ciddi bir mali eşik oluşturabilir. Bu noktada sektörün devlet destekleriyle bu geçişi daha sürdürülebilir kılması kaçınılmazdır. Aynı zamanda elde edilecek gelirlerin USHAŞ üzerinden sağlık turizmine aktarılması, doğru planlama ile sektöre uzun vadeli güç kazandırabilir.

Sonuç olarak, bu torba yasa sadece bir uyum süreci değil; sağlık turizminde “yeniden pozisyon alma” sürecidir. Kliniklerin sadece kurallara uyması değil, bu kuralları bir kalite zeminine dönüştürmesi gerekmektedir. Alanya gibi sağlık turizmi açısından öne çıkan bölgeler için bu dönem, kısa vadede zorluk barındırsa da uzun vadede itibar, kalite ve sürdürülebilirlik açısından fırsatlar sunmaktadır. Bu fırsatları değerlendirmek ise sektör paydaşlarının çevikliği ve vizyonuyla mümkün olacaktır.

24 Temmuz 2025 Perşembe Yayınlanan Resmi Gazetenin sitesine gitmek için tıklayın

24 Temmuz 2025 Perşembe Yayınlanan Resmi Gazeteyi indirmek için tıklayın

 

Resmi Gazete’de yayınlanan kanun

Sağlık Turizmi Adına Duyarlılık Çağrısı

SAĞLIK TURİZMİ ADINA DUYARLILIK ÇAĞRISI 

Son günlerde yerel basın ve sosyal medya platformlarında yer alan; Alanya ve Antalya bölgesindeki bazı sağlık kuruluşları ve oteller üzerinden gündeme gelen “turist sigortası suistimali” iddialarını üzüntüyle takip etmekteyiz. Alanya Sağlık Turizmi Derneği olarak, yalnızca bölgesel bir sağlık yapısı değil, aynı zamanda ulusal ve uluslararası birçok sağlık turizmi sürecine aktif katkı sunmuş, 10 yıllık geçmişi olan bir sivil toplum kuruluşuyuz.

Derneğimiz, 2015 yılındaki kuruluşundan bu yana özellikle kitle turizmi destinasyonlarında turistlerin ani rahatsızlıklarına çözüm sunan sağlık kuruluşlarının; şeffaf, genel temelli, kaliteli ve genel kitle turizmi yapan bir ülke adına şeffaf ve rayiç bedeller üzerinden bu hizmetleri yürütmesini; aynı zamanda ani rahatsızlanan turistlerin hem kamuda hem özel sektörde hızlıca sağlık hizmeti alıp Türkiye’nin güvenli bir ülke olduğunu hissetmesini ve sağlık alanında parlayan bir ülke imajının sürdürülebilirliğini savunmak amacıyla kurulmuş bir dernektir.

Geçmişte de benzer sorunlarla karşı karşıya kaldık. Özellikle Batı Avrupa sigorta şirketlerinin yüksek teminatlı poliçeleriyle ülkemize gelen turistlerin sağlık süreçleri, yalnızca özel sektörde değil, kamu hastanelerinde dahi ciddi sıkıntılara yol açmıştır. 2015 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından, sahil bölgelerinde kamu hastanelerinde yürütülen “turistin sağlığı” süreçleri, İspanyol kökenli bir özel firmaya devredilmiştir. Bu uygulama sürecinde, kamu hastanelerimizde üretilen sağlık hizmetleri çok yüksek bedellerle yurt dışındaki sigorta şirketlerine fatura edilmiş, bazı kamu hastanelerimiz ise yabancı sigorta firmalarının kara listesine alınmıştır. Dernek olarak, o dönemde bu yanlış uygulamaların durdurulması için etkin bir biçimde süreci takip ettik ve sonlandırılması için önemli katkılarda bulunduk.

Kamu hastanelerinde bile bu tür sistemik sorunların yaşanmış olması, sağlık hizmetlerimizin uluslararası sigorta sistemlerinin dengesiz ve kontrolsüz etkilerine karşı ne kadar savunmasız kalabildiğini açıkça göstermektedir. Bu durum, yalnızca bugünü değil, gelecekte Türkiye’nin sağlık turizmi pastasından alacağı payı da tehdit eder niteliktedir. Çünkü ilerleyen dönemde sağlık turizminin hedef kitlesi artık yalnızca saç ekimi, diş tedavisi veya estetik uygulamalar değil; yaşlı nüfus, radikal cerrahi gerektiren vakalar ve onkolojik hastalar olacaktır. Bu da uluslararası sigorta firmalarıyla sağlıklı, denetlenebilir ve hakkaniyetli bir ilişki kurulmasını zorlaştırır.

Bugün de benzer nitelikte bir yapı ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Otellerin içerisinde faaliyet gösteren sağlık birimlerinin, adeta bir hamam, market, dövme stüdyosu veya araç kiralama noktası gibi gelir getirici ticari işletmelermiş gibi değerlendirilerek; çok yüksek bedellerle özel hastanelere, kliniklere ya da muayenehanelere kiralanması, sağlık hizmetinin doğasına tamamen aykırıdır. Bu alanların sezon öncesinde “ön satış” mantığıyla pazarlanması; bu satışlar karşılığında otel yönetimlerinin kendilerine ve üst düzey yöneticilerine ücretsiz sağlık hizmeti talep etmesi gibi uygulamalar, etik çizgileri aşarak sistemsel bozulmaya neden olmaktadır.

Bu yapılar içerisinde turistin yaşadığı ani bir sağlık sorununda alacağı hizmetin, tıbbi gereklilikten ziyade ekonomik beklentiler doğrultusunda yüksek tutarlarla faturalandırılması; turistin güvenini zedelemekte ve ülkemize yönelik “Türkiye’ye gidiyorsanız hastalanmayın” algısının Avrupa kamuoyunda yeniden yayılmasına zemin hazırlamaktadır.

Sağlık turizmi ile kitle turizmi bugün iç içe geçmiştir. Eğer bir turistin sağlık hizmetine erişimi ve bu süreçte güven duygusu zedelenirse, sadece sağlık turizmi değil, ülkemizin genel turizm potansiyeli de doğrudan zarar görür. Ne yazık ki 2017 yılında çıkarılan “Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik”te ve 26 Nisan 2025’te yayımlanan yeni yönetmelikte, bu alanın en önemli aktörlerinden olan “asistan firmalar”ın faaliyetlerine yönelik hiçbir tanım, kural ya da denetim mekanizması yer almamıştır. Oysaki, 30 yıla yakın bir süredir bu sistem Türkiye’de aktif olarak işlemektedir.

Bizler, Sağlık Bakanlığı’nın acilen Turizm Bakanlığı ile iş birliği içinde hareket ederek bu konuda ciddi bir düzenleme yapması gerektiğini düşünüyoruz. Turistin sağlığı ve asistan firma ilişkileri, şeffaf, denetlenebilir ve uygulanabilir kurallarla yönetmeliklerde açıkça tanımlanmalı ve disiplin altına alınmalıdır.

Bugün, bu haberler doğruysa cezai süreçler hızla başlatılmalı; yanlışsa da bölge turizmini gölgeleyen bu iddialar karşısında kamuoyu net bir dille bilgilendirilmelidir. Türkiye’nin sağlık turizminde kararlı, sorumlu ve etik değerlerden taviz vermeyen bir ülke olduğunu hem iç kamuoyuna hem de uluslararası platformlara göstermeliyiz.

Sürdürülebilir sağlık turizmi ve güvenli turizm konularında şeffaf, etik ve güncel yaklaşımıyla sektöre katkı sunan yerel basın temsilcisi Yeni Alanya Gazetesi’ne duyarlılığı için teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dileriz.

Kamuoyunun bilgisine sunarım.

Saygılarımla.

Ahmet Girgin

Alanya Sağlık Turizmi Derneği

Başkan Yardımcısı

Sağlık Turizminde Yeni Yönetmelikle Birlikte Kaos Süreci Başladı

26. 04. 2025

Sağlık Turizminde Yeni Yönetmelikle Birlikte Kaos Süreci Başladı

Ahmet GİRGİN

Alstud Başkan Yardımcısı

Yaşadığımız destinasyonda 20 yıla yakın süredir turistin sağlığı ile başlayan gözlemlerimiz, turist sağlığı hizmetleriyle birlikte yabancı hastaya dokunan tüm süreçlerde edindiğimiz bilgiler, on yıllık bölgesel destinasyonda dernek faaliyetleri, ulusal çapta federasyonlaşma çalışmaları ve federasyon faaliyetleri, Türkiye’nin ilk uluslararası sağlık turizmi fuarlarının başlangıç süreçlerinde yer almamız ve sağlık turizmi alanında kamu bünyesinde çalışan ilk saha ekiplerinin içinde bulunmamız bize önemli bir birikim kazandırmıştır.

Dünya genelinde sağlık turizmi hareketliliği yaratan birçok ülkenin sivil toplum kuruluşlarına üyelik, uluslararası arenada kendi sağlık turizmi fuarlarını organize eden ondan fazla küresel sağlık turizmi yapısı ile iş birliği ve en önemlisi 200’den fazla uluslararası sağlık sigorta şirketiyle aktif çalışmış bir yapının içinden geliyoruz.

2017 yılında yayınlanan yönetmelikle birlikte sivil toplum hareketi olarak derneğimiz ve derneğimizin içinde bulunduğu federasyonla birlikte başta Antalya, Adana, Bursa ve Konya gibi illerde tüm sektör temsilcilerinin kucaklandığı, karar vericilerin de davet edildiği yönetmelik çalıştayları yapılmış ve sağlık turizmi ile ilgili akademisyenlerin oluşturduğu sonuç raporları konu muhataplarına defaten bildirilmiştir. Uzun bir bekleme sürecinden sonra nihayet 26 Nisan 2025 tarihinde kaotik bir yönetmelik karşımıza çıkmıştır.

Tarihsel olarak yaşadığımız destinasyonda nasıl ki plansız, istişaresiz gelişen turizm segmentleri 30 yıl önce Avrupa’dan gelen turistlerin yüksek harcama potansiyelinden, düşük bütçeli turizm kollarına kaydıysa; bugün de sağlık turizminde altyapısız, plansız ve sektör paydaşlarından kopuk yapılan düzenlemeler aynı riski taşımaktadır.

Yeni yönetmelikte sektör adına somut iyileştirme niteliği taşıyan sadece üç küçük ama önemli değişiklik yapılmıştır 

1. Sağlık Turizmi Yapacak Hekimler için 5 Yıllık Tecrübe Şartının Kaldırılması: Eski yönetmelikte, sağlık turizmi kapsamında hizmet verebilmek için hekimlerin en az 5 yıllık mesleki deneyime sahip olmaları şart koşuluyordu.

Oysa Türkiye’deki kaliteli üniversitelerden mezun olmuş, YÖK onaylı diplomaya sahip hekimlerin bu ülke içinde serbestçe hekimlik yapma hakkı bulunuyorken, yabancı hastalara hizmet vermek için ayrıca 5 yıl beklemek zorunda bırakılmaları adil ve mantıklı değildi.

Örneğin; diş hekimi yerli hastaya bakabiliyor, muayenehanesini açabiliyorken, yabancı hastaya hizmet vermek istediğinde 5 yıl şartı aranıyordu.

Bu durum, genç ve nitelikli hekimlerin sistemden dışlanmasına yol açıyordu.

Bu hatalı uygulama yeni yönetmelikte düzeltilmiş ve 5 yıllık deneyim şartı kaldırılarak sektörün önü açılmıştır. Bu değişikliği memnuniyetle karşılıyoruz.

2. Muayenehane ve Küçük Diş Polikliniklerinde Yabancı Dil Bilen Personel Sayısının Bire İndirilmesi: Eski yönetmelikte, muayenehane veya küçük çaplı diş polikliniklerinde sağlık turizmi yetki belgesi alabilmek için en az iki yabancı dil bilen personel bulundurma zorunluluğu vardı.

Bu uygulama, büyüklüğüne bakılmaksızın tüm sağlık tesislerine eşit şartlar dayatıyordu.

Örneğin; 1500 personelli bir zincir hastane için de, sadece 3 kişi çalışan bir küçük muayenehane için de aynı personel zorunluluğu aranıyordu.

Bu durum küçük işletmeleri ciddi şekilde mağdur ediyordu.

Yönetmelikte yapılan değişiklikle bu sayı bire düşürülmüş, küçük işletmelere daha adil ve makul bir düzenleme getirilmiştir.

Bu değişiklik, önceki süreçte birçok kez dile getirdiğimiz bir sorunun çözümü açısından önemli bir adımdır.

3. Aracı Kuruluşlarda Yabancı Dil Bilen Personel Sayısının Dörtten İkiye İndirilmesi: Önceki yönetmelikte, sağlık turizmi aracı kuruluşlarının dört yabancı dil bilen personel istihdam etmesi zorunluydu.

Oysa büyük hastanelerde (örneğin 200-300 kişilik uluslararası hasta birimi olan hastanelerde) yalnızca iki yabancı dil bilen personel yeterli görülürken, sadece yönlendirme yapan bir aracı kuruluşta dört personel zorunluluğu sektöre aşırı bir yük getiriyordu.

Bu durum, aracı kuruluşların finansal sürdürülebilirliğini zorluyor, sektörün gelişmesini engelliyordu.
Yeni düzenleme ile bu sayı ikiye indirilmiş ve daha gerçekçi bir seviyeye çekilmiştir.

Bu değişikliği de sektör adına olumlu bir adım olarak değerlendiriyor, teşekkür ediyoruz.

Ancak, tüm bu iyileştirici adımların ardından getirilen bazı yeni zorunluluklar — özellikle akreditasyon şartı, HealthTürkiye portalına mutlak entegrasyon zorunluluğu ve komplikasyon sigortası sistemi gibi düzenlemeler — sektörümüz açısından yapısal riskler taşımaktadır.

İlk bakışta olumlu gibi algılanabilecek bu girişimlerin, mevcut saha gerçekleri ve uluslararası rekabet koşullarıyla karşılaştırıldığında, altı boş ve uygulanması imkansıza yakın süreçler olduğu anlaşılmaktadır.

Özellikle;

Bu noktada, yapılan küçük iyileştirmelerin ardından başlatılan bu büyük yapısal değişikliklerin sektörü genişletmek yerine daraltma riski taşıdığı gerçeğini özellikle vurgulamak isteriz.

Şimdi, yeni yönetmelikte yapılan radikal değişikliklerin kısa ve uzun vadeli yansımalarını detaylı şekilde ele alalım

1. Sağlık Kuruluşlarının Doğrudan Sağlık Turisti Kabulü

➔ Yeni yönetmelik ile:
Tüm sağlık kuruluşlarının aracı kuruluşlar olmaksızın doğrudan uluslararası hasta kabul edebileceği hükme bağlanmıştır.

➔ Analiz
Bu düzenleme, ilk bakışta sağlık kuruluşlarının daha hızlı ve bağımsız çalışabilmesine imkân sağlıyormuş gibi görünmektedir. Ancak aracı kuruluşların sektördeki kritik rolü göz ardı edilmiştir.

Aracı kuruluşlar, yalnızca hasta yönlendirmesi yapan yapılar değil; uluslararası hasta iletişimi, konaklama, transfer hizmetleri, kültürel adaptasyon destekleri ve acil kriz yönetimi gibi süreçlerin de yöneticisidir.
Bu hizmet zincirinin profesyonel destek olmadan doğrudan sağlık tesisleri tarafından yürütülmesi:
-Koordinasyon eksikliği,
-Hasta memnuniyetsizliği,
-Hizmet kalitesinde dalgalanmalar gibi ciddi riskler doğuracaktır.

2. Seyahat Acentesi Yetkisinin Dolaylı Şekilde Bertaraf Edilmesi

➔ Yeni yönetmelik ile:
Aracı kuruluşlar, konaklama ve transfer hizmetlerini A grubu seyahat acentesi olmasalar dahi, dışarıdan anlaşmalı bir seyahat acentesi vasıtasıyla sağlama imkânı bulmuştur.

➔ Analiz
Bu düzenleme, 1618 Sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’na açık aykırılık teşkil etmektedir. Konaklama ve transfer işlemleri yalnızca yetkili A Grubu seyahat acentaları tarafından yapılabilirken, dolaylı anlaşmalarla bu kuralın bypass edilmesi hukuk güvenliğini zedeleyecektir.

Bu düzenleme ile birlikte:

Sağlık kuruluşlarının, yasal yetkisi olmayan şahıslar veya firmalar üzerinden konaklama/transfer organizasyonu yapmasının önü açılacak,
Hizmet kalitesi düşecek,
Uluslararası hasta haklarının korunmasında ciddi boşluklar doğacaktır.
Daha da önemlisi, bugüne kadar yetkilendirilmiş olan 1257 aracı kuruluşun;
Sağlık turizmi yetki belgesi almak için yaptığı tüm mali yatırımlar,
Yetki belgeleri için ödediği bedeller,
İşletmeyi sürdürebilmek için yapılan yatırımlar ve aidatlar,
tam anlamıyla yok hükmünde sayılmıştır.

Sektör temsilcilerinin yıllar boyunca geleceğe umutla yaptığı yatırımlar bir anda geçersiz hale getirilmiştir.

➔ Sonuç:
Sektörde yetkisiz ve denetimsiz hizmet sunumları artacak, bugüne kadar devlet güvencesine ve düzenine güvenerek yatırım yapmış profesyonel yapıların motivasyonu kırılacak, hem yerli hem yabancı hasta güvenliği tehdit altına girecektir.

3. Komplikasyon Sigortası Zorunluluğu

➔ Yeni yönetmelik ile:
Ameliyathane ortamında cerrahi müdahale yapan sağlık tesisleri için komplikasyon sigortası yaptırmak zorunlu hale getirilmiştir.

➔ Analiz
Hasta güvenliği açısından komplikasyon sigortasının önemi büyüktür.
Ancak mevcut Türk sigorta piyasasında, sağlık turizmine uygun, kapsamlı ve uluslararası standartlara uyumlu sigorta ürünleri henüz tam anlamıyla oluşmamıştır.

Bu eksik ortamda getirilen zorunlu sigorta yükümlülüğü:
Sağlık tesisleri için yeni ve ağır maliyetler yaratacak,
Sigorta şirketleri için olgunlaşmamış bir piyasada fırsatçılık zemini oluşturacaktır.

Daha da vahimi, altyapısı henüz oluşturulmamış bir sigorta sisteminde sadece “mezat gününde poliçe kesme” zorunluluğunun getirilmesi, gerçek risk analizleri yapılmadan daraltılmış içerikte poliçelerin yaygınlaşmasına yol açacaktır.

Bunun sonucunda, komplikasyon yaşayan bir yabancı hastanın sigorta kapsamı dışında bırakılarak mağdur edilmesi ve bu mağduriyetin uluslararası basına yansıması gibi büyük krizlerin ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır.
Böylesi bir itibar kaybı, sadece sağlık tesislerini değil, ülkemizin sağlık turizmindeki küresel marka değerini de ağır şekilde zedeleyecektir.

➔ Sonuç:
Hazır olmayan bir sigorta sisteminde zorunluluk getirilmesi, sektörde belirsizlik, adaletsizlik ve ağır mali krizler doğuracak; olası hasta mağduriyetleri ise uluslararası arenada ülkemizin itibarına ciddi zarar verecektir.

4. Turistin Sağlığı Alanında 7 Yıldır Değişmeyen Sorunlar

➔ Yeni yönetmelik ile:
2017 yılından beri gündemde olan turistin sağlığı hizmetleri ile ilgili herhangi bir somut adım atılmamış, bu alan yeni yönetmelikte de tamamen göz ardı edilmiştir.

➔ Analiz
Turistin sağlığı hizmetleri, ülkede bulunan yabancıların hastalanması, yaralanması veya acil tıbbi ihtiyaçlarının karşılanmasını kapsayan çok önemli bir hizmet alanıdır.

Bu alan, sağlık turizmi doğrudan olmasa bile uluslararası hasta deneyimini ve ülke imajını doğrudan etkilemektedir.

Ancak yeni yönetmelikte:

Turistin sağlığı hizmeti sunan medikal asistan firmalarına ilişkin herhangi bir statü tanımlanmamış,
Bu hizmetlerin kalite standartları ve denetim süreçleri oluşturulmamış, Uluslararası sağlık sigortalarının Türkiye içindeki işleyişine dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

Oysa son 7 yılda sektör temsilcileri, sağlık turizmi dernekleri, akademisyenler ve saha çalışanları, bu konuda sayısız rapor sunmuş, çözüm önerileri getirmiştir.

Tüm bu uyarılara rağmen turistin sağlığı alanı adeta yok sayılmıştır.
Özellikle, yıllardır sağlık turizmi sahasında çalışan ve:
Yabancı hastalarla iletişimde profesyonel tercüme desteği sunan,
Kriz anlarında hasta/hastane/sağlık sigortası arasındaki iletişimi yöneten,

Uluslararası hasta süreçlerinde uzmanlaşmış medikal asistans firmalarının,

Hiçbir hukuki statüye kavuşamadan yok hükmünde bırakılması, büyük bir zafiyet doğurmaktadır.

Bu eksiklik:
Acil durumda mağdur olan turistlerin korunamamasına,
Ülkemize gelen yabancıların memnuniyet skorlarının düşmesine,
Türkiye’nin sağlık hizmetleri itibarı üzerinde kalıcı hasarlar oluşmasına yol açacaktır.

➔ Sonuç:
Turistin sağlığı alanındaki bu düzenleme eksikliği, sahada ciddi düzensizlikler, uluslararası hasta memnuniyetsizliğinde düşüş ve uzun vadede sağlık turizmi gelirlerinde azalma riskini doğuracaktır.

5. Uluslararası Sigorta Şirketleri ve Süreç Yönetiminin Göz Ardı Edilmesi

➔ Yeni yönetmelik ile:
Uluslararası sağlık sigorta şirketlerinin işleyişine, hasta yönlendirme, ödeme garantisi, tedavi onayı ve süreç yönetimi gibi kritik aşamalara dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

➔ Analiz
Bugün Türkiye’ye gelen sağlık turistlerinin çok önemli bir kısmı;
Özel sağlık sigortası,
Seyahat sağlık sigortası,
Yabancı devletlerin sağlık fonları üzerinden hizmet almaktadır.

Bu sigorta şirketleri hasta kabul sürecinden ödeme garantisine, tedavi süreçlerinden iyileşme sonrası izlemeye kadar birçok aşamada süreci doğrudan yöneten taraflardır.
Ancak yeni yönetmelikte, bu sigorta şirketlerinin Türkiye içindeki işleyişine ilişkin hiçbir kural, yükümlülük ya da düzenleme öngörülmemiştir.

Bu durum;
Sağlık tesislerinin ödeme tahsil süreçlerini belirsizliğe itmekte,
Sigorta şirketleriyle hizmet sağlayıcılar arasındaki koordinasyonu kaotik hale getirmekte,
Yabancı hastaların hak kaybı ve mağduriyet yaşamasına zemin hazırlamaktadır.
Özellikle ödeme süreçlerinde yaşanabilecek aksaklıklar, hem sağlık tesislerinin finansal sürdürülebilirliğini tehlikeye atacak, hem de ülkemizin sağlık turizmindeki profesyonellik algısına zarar verecektir.

➔ Sonuç:
Uluslararası sigorta süreçlerinin düzenlenmemesi, Türkiye’nin sağlık turizminde güvenilir ülke imajını zayıflatacak, hasta memnuniyetsizliği yaratacak ve uzun vadede uluslararası hasta akışında düşüşe neden olacaktır.

6. HealthTürkiye Portalı ile Zorunlu Entegrasyon

➔ Yeni yönetmelik ile: Tüm sağlık tesisleri ve aracı kuruluşların HealthTürkiye portalına kayıt olması ve uluslararası sağlık turizmine ilişkin tüm süreçlerini bu portal üzerinden yürütmesi zorunlu hale getirilmiştir.

➔ Analiz
Dijitalleşme hedefi önemli olmakla birlikte, bu zorunluluk: 7000’e yakın sağlık tesisi ve aracı kuruluşun özgün dijital altyapılarını ve yıllar içinde oluşturdukları markalaşma çalışmalarını yok saymakta, tüm uluslararası hasta yönetimi süreçlerini merkezi bir sisteme bağlamaktadır.

Oysa sağlık turizmi sektörü doğası gereği:
-Hedef pazarlara göre esneklik,
-Yerel ihtiyaçlara göre özel pazarlama teknikleri,
-Uluslararası dijital rekabete göre özgün dijital çözümler gerektirmektedir.
-Bu portala zorunlu bağlanma uygulaması,
-Özgür rekabet ortamını zayıflatacak,
-Kurumsal çeşitliliği yok edecek,
-Türkiye’nin sağlık turizmi sektörünü bürokratik bir yapıya hapsedecektir

Ayrıca portalın teknik kapasitesinin:
6000’den fazla sağlık tesisinin ve 1000’den fazla aracı kuruluşun,

Hasta yönetimi, sürekli veri güncelleme, Uluslararası iletişim ihtiyaçlarını aynı anda karşılayabilecek olgunlukta olup olmadığı ciddi bir soru işaretidir.

Özgün dijital stratejilere ve esnek yapıya sahip başarılı sağlık kuruluşlarının zorla tek tipleştirilmesi, Türkiye’nin sağlık turizminde dinamik rekabet gücünü zayıflatacaktır.

➔ Sonuç:
Tek merkezli dijital platforma mecburi entegrasyon, kısa vadede veri yükleme ve süreç yönetimi sorunlarına, uzun vadede ise sağlık turizmi ihracatında verimsizlik, çeşitlilik kaybı ve uluslararası rekabet gücünde düşüşe yol açacaktır.

Yeni yönetmelik ile:

7. USHAŞ’ın Aşırı Yüklenmesi ve Denetim Gerçekçiliği

Sağlık tesislerinin performans kriterlerine göre değerlendirilmesi, veri akışlarının toplanması ve yerinde denetim süreçlerinin yürütülmesi doğrudan USHAŞ’a verilmiştir.

➔ Analiz
USHAŞ, mevcut durumda; Proje geliştirme, Uluslararası tanıtım organizasyonları,
Sağlık turizmi destek programları gibi faaliyetleri yürüten bir kamu şirketidir.
Ancak yeni yönetmelik ile getirilen performans denetimi ve sürekli saha kontrolü sorumlulukları, 350–400 uzman personel istihdamı,

Sektör odaklı denetim eğitimleri, denetim ve performans kriterleri geliştirme mekanizmaları gerektirmektedir.

USHAŞ’ın mevcut kapasitesi ve altyapısı bu derece yoğun ve teknik açıdan karmaşık bir denetim yükünü kaldıracak olgunlukta değildir.

Bu gerçeklik göz önüne alındığında;
Denetimlerin yüzeysel ve eksik kalması,
Şikayet odaklı subjektif değerlendirmeler yapılması,
Sektör içinde adalet duygusunun zedelenmesi kaçınılmaz hale gelecektir.
Özellikle performans değerlendirme süreçlerinin objektif, denetlenebilir ve sektörün dinamiklerine uyumlu yürütülememesi,

Türkiye’nin sağlık turizminde güven kaybı yaşamasına, sağlık tesislerinin motivasyonunun kırılmasına ve yatırımların yavaşlamasına neden olacaktır.

➔ Sonuç:
USHAŞ’ın aşırı yüklenmesi, sektörde denetim adaletine olan güvenin zedelenmesine, uzun vadede ise sağlık turizminde büyüme ivmesinin kaybedilmesine ve uluslararası rekabet gücünün düşmesine yol açacaktır.

8. Akreditasyon Zorunluluğu

➔ Yeni yönetmelik ile:
Uluslararası sağlık turizmi faaliyetinde bulunacak sağlık tesisleri için, belirli akreditasyon kuruluşlarından uluslararası geçerliliğe sahip akreditasyon belgesi alma zorunluluğu getirilmiştir.

Analiz
Elbette hizmet kalitesinin yükseltilmesi hedefi, sağlık turizmi açısından önemli bir hedeftir.
Ancak getirilen akreditasyon zorunluluğu;
Türkiye’deki sağlık tesislerinin büyük bir kısmı için ağır bir mali yük doğuracak,
Özellikle orta ölçekli hastaneler, tıp merkezleri, ağız ve diş sağlığı klinikleri için erişimi neredeyse imkânsız hale gelecektir.
Uluslararası akreditasyon belgeleri;
Yüksek danışmanlık ücretleri,
Sürekli belge yenileme zorunlulukları,
Şirket içi süreçlerde köklü değişimler, gerektirmektedir.

Bu durum, küçük ve orta ölçekli sağlık tesislerinin sağlık turizmi pazarından dışlanmasına sebep olacaktır.
Bunun yanı sıra, yeni yönetmelikte tanımlanan belge düzenleme sürecine dair ciddi belirsizlikler bulunmaktadır:

TÜSKA (Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü) tarafından sağlık turizmi için yeni bir standart hazırlanacağı belirtilmiştir; ancak bu standardın mevcut olup olmadığı, uygulama esaslarının belirlenip belirlenmediği net değildir.
Söz konusu belgeyi Bakanlık mı verecek, yoksa doğrudan TÜSKA mı düzenleyecek, bu konuda da açık bir tanımlama yapılmamıştır.

TÜSKA tarafından düzenlenecek belgenin uluslararası geçerliliği konusunda bir açıklama bulunmamakta; belge, dünya akreditasyon birliği (ISQua gibi) onayı almış bir kalite standardına mı dayanacak, yoksa sadece ulusal bir geçerliliğe mi sahip olacak, bu da net değildir.

Bu büyük belirsizlik ortamı, hem sağlık tesisleri hem de aracı kuruluşlar için operasyonel planlama yapmayı imkansızlaştırmaktadır.

Sonuç olarak sektör, net kurallardan ve öngörülebilirlikten uzak, kaotik bir sürecin içerisine sürüklenmektedir.

➔ Sonuç:
Akreditasyon zorunluluğu, sektörün geneline kalite kazandırmak yerine, küçük ve orta ölçekli sağlık tesislerini sistem dışına iterek Türkiye’nin sağlık turizminde çeşitlilik ve hizmet kapasitesinde ciddi daralmalara yol açacak; aynı zamanda, sürece dair açıklık ve uluslararası uyum eksikliği nedeniyle güven ve yatırım ortamını olumsuz etkileyecektir.

Sonuç olarak;

Ancak, yönetmeliğin genel yapısına bakıldığında, alelacele hazırlanmış, amatörce kurgulanmış, alt yapısı oluşturulmamış ve vizyoner bir bakış açısı olmadan çıkarılmış olduğu açıkça görülmektedir. Bu yönetmelik, sağlık turizmini dinamik bir sektör olmaktan çıkarıp kâğıt üzerinde bir süreç haline getirme riskini taşımaktadır.

Sağlık turizminin adından da anlaşılacağı üzere;
• Kültür ve Turizm Bakanlığı,
• Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB),
• Sağlık Bakanlığı,
• Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (yaşlı ve engelli turizmi için),

• Ticaret Bakanlığı (hizmet ihracatı yönetimi için),
• Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB)
gibi kurumlar ile uzun soluklu istişareler yapılmadan hazırlanmış bir yönetmelik, ne yazık ki sektörün gerçeklerine uyum sağlayamaz.

A Grubu Seyahat Acentesi Zorunluluğu

Ticaret Bakanlığı’nın 5448 sayılı hizmet ihracatı tanımında A grubu seyahat acentası zorunluluğu varken, bu yeni düzenleme ile bunun ortadan kaldırılması ve komplikasyon sigortası gibi yeni yükümlülüklerin teşvik süreçleriyle koordineli tartışılmadan getiriliyor olması, büyük bir uyumsuzluğun göstergesidir.

Bu da açıkça göstermektedir ki istişare ve koordinasyon eksikliği hat safhadadır ve ortaya çıkan düzenleme bir çıkmazın başlangıç noktasıdır.

Ayrıca, TÜSKA’nın hazırlayacağı akreditasyon sisteminin uluslararası düzeyde tanınırlığı, uluslararası hasta fonları ve sigorta kuruluşları tarafından kabul edilip edilmeyeceği de büyük bir soru işaretidir.

“Gelir Modeli” Mantığı

Sağlık tesisleri belirli bir “gelir modeli” mantığıyla kendi sistemine bağlamak isteyen bu yaklaşım, sektörün gerçeklerinden uzaktır ve bürokratik baskıyı artıracaktır.

USHAŞ’ın sadece kendi gelirini artırmak için sağlık turizmini merkezi bir yapı altına alma çabası, sağlık turizminin uluslararası ağlardaki güçlü ve bağımsız yapısına ağır bir darbe vuracaktır.

Özellikle medikal estetikte, birkaç haftalık kurslarla verilen yüksek bedelli belgeler üzerinden yaratılan gelir modeli yaklaşımı, burada da tekrarlanmak istenmektedir.

Yani ülkenin döviz kazanım modeli yerine, belirli kurumlara gelir yaratma modeli hedeflenmiştir.

Seyahat acentaları, sağlık turizmi dernekleri, federasyonlar ve gerçek saha aktörlerinin yok sayılması;
• 1972 yılında çıkarılan Seyahat Acentaları Kanunu’na açıkça aykırıdır,
• 1257 aracı kuruluşun bugüne kadar yaptığı tüm yatırımları yok hükmünde saymaktadır,
• Ve sahada yıllardır turistin sağlığını yöneten asistan firmalarının da sistem dışında bırakıldığını göstermektedir.

Yönetmelik sadece “ben yaptım oldu” mantığı ile oluşturulmuş, üç-beş büyük zincir hastane yöneticisiyle yapılan sınırlı istişareler üzerinden sektörün geneli yok sayılmıştır.

Sağlık turizmi, yalnızca bakanlık içi küçük bir yapının insiyatifine bırakılmayacak kadar değerli ve çok paydaşlı bir sektördür.

Bu yönetmelik ile:
• Oturma izni bile olmayan kaçak simsarlara alan açılmış,
• Seyahat acentaları ve gerçek hizmet ihracatçıları devre dışı bırakılmış,
• Ülkenin sağlık turizmindeki güçlü uluslararası ağı zayıflatılmıştır.
Asıl yapılması gereken;
• Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, TÜRSAB ve HİB gibi kurumların eşgüdümünde,
• Bölgesel sağlık turizmi derneklerinin, federasyonların, meslek örgütlerinin ve akademik camianın aktif katılımıyla,
• Gerçek bir sektör mutabakatı çerçevesinde,
• Uluslararası normlara ve uluslararası rekabet koşullarına uygun şekilde bir yönetmelik hazırlanmasıdır.

Aksi takdirde, kısa vadede ülkemize döviz kazandıran bu güçlü sektörü kendi ellerimizle baltalamış olacağız.
Bindiğimiz ağacı kesmek değil, tüm ormanı birlikte yok etmek gibi vahim sonuçlar doğurabilecektir.

Bu nedenle, sektör paydaşları olarak çağrımız şudur:

Bu yönetmelik acilen gözden geçirilmeli, yürürlükten kaldırılarak yerine sektörün tamamını kucaklayan, gerçekçi ve uluslararası rekabet gücümüzü artıracak yeni bir düzenleme yapılmalıdır.

Ülkemizin sağlık turizmindeki geleceğini korumak için, doğru adımları atmak zorundayız.